pred485-blog5
selamlar;
insan istiyorki her seferinde yeni birşeyler olsun. hep farklı şeyler olsun. bir kere oldunmu bir kere daha tekrar olmasın. evet ben öyle isterim herzaman. ama bu yanlış. özellikle eğitimde yanlış ve yaşamda da mümkün değil. hayat bence ardı ardına yeni şeylerin doğrusal sırayla karşımıza çıktığı bir zaman çizgisi değil. hayat tekrar eden bir tarihi bütünlük. bugun kü yediklerimizi yarın yeniden yiyeceğiz. bugun ki giydiklerimizi yarın tekrar giyeceğiz. bugün eğlenmek için gittiğimiz yerlere yarın yine gideceğiz. bundan kaçış yok. ama yinede insanoğlunun doğasında kendisine yeni yer , yeni tarz , yeni yiyecekler arayıp bulma isteği var. öyle yeni bi şeyler ki bunlar bazen acaba dünyamızın dışında bulabilirmiyiz diye başka gezegenlerde yaşamı konuşuyoruz.
ama; hiç düşündük mü ki, aradığımız ve bulmaya çalıştığımız yeni şeyler bizim şu anda sahip olduklarımız yanında ne kadar kıymetli. bence biz sahip olduklarımızın kıymetini bilemiyoruz. onları da tıpkı bir tüketim hastalığına (tüketim kültürü tabiri ni beğenmiyorum çünki tüketim bir kültür olarak algılanması yanlış.) kapılmışcasına çabucak tüketip yeni şeyler peşine düşüyoruz. halbuki insanoğlunun tarihi boyunca geliştirdiği çok önemli karakterleri var . insanlığın ilk yılarında tarım toplumunda üretilen ürünler in ilk tüketimini düşünelim. pişirme yoktu belki. tuz yoktu. ama zamanla yeniye olan istek yiyeceklerimizi çeşitli baharatlarla veya soslarla , farklı pişirme ölçüleriyle farklı tatlar ortaya koymamızı sağladı. bu noktada benim vurgulamak istediğim şey ; kaynakta -daha doğru ifadesiyle “öz” de - bir değişikliğe gitmedi.buğdaydan vazgeçmedi , sebzeden vazgeçmedi , meyveden vazgeçmedi vs sadece onları çeşniledi ve yeni ye olan arzusunu böyle gerçekleştirdi. yeniye karşılık eskiye küfredip onu aşağılamadı. tabii bu dediklerim modern çağ diye adlandırdığımız son 100 yıl önceki çağlara kadar dı. ya şimdi…… söylenecek çok söz var bu son yüzyılda insanoğlunun yeniyi ve farklı olanı bulma serüveninde. ve çoğu üzülerek söylüyorum ki kendisine tatminsizlik getirdi. öz den uzaklaştırdı ve hep hayalin geçici ve kısa zevklerinde oyalattı. malesef şuursuzca yapılan yeniyi bulayım fikri ve bu yolda tatminsizlik insanlığı geri dönüşü zor bir viraja soktu. gerek çevre kirliliği ile gelen küresel ısınma ve gerekse de toplumsal manada insanlığın elindeki servetin 6 milyar insandan sadece %10 unun elinde olması gibi ters ve aşılması güç sorunlarla bizi yüzleştirdi. bu dünya bize sunduğu dil zevkine yönelik çeşit çeşit lezzetleri ile göz zevkine yönelik sunduğu çeşit çeşit renkleriyle , yazı bir güzel , kışı bir başka güzel ;kumu ve denizi bir harika , dağları ve karları bir başka harika aslında hepimiz için yaşanılması en güzel .
tabii öz den kopmadığımız müddetçe.
iki haftadır yaptığımız bir grupla sahne performansı oynama çalışmaları hatırlattı yukarı ki cümleleri. önce geçen hafta bu haftaya göre daha zevkli geçti diyecektim ama yukarıdaki cümleler aklımdan geçti şu anda . ve vazgeçtim böyle demekten. öz korunabildiği müddetçe bence her hafta güzeldi ve güzel olacak aynı şeyler yapılıyor gibi gözüksede.
herkese mutlu ve duygularının yoğun olduğu bir hafta diliyorum.
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapın
-
Arşivler
- Mayıs 2007 (1)
- Nisan 2007 (2)
- Mart 2007 (5)
- Şubat 2007 (2)
-
Kategoriler
-
RSS
Yazılar RSS
Yorumlar RSS